Dora'nin Yolculugu

Lilypie First Birthday tickers

30 Nisan 2011 Cumartesi

2.ayımız....


Ödemlerimin sebebi çıktı ortaya. Hipotiroidi varmış bende. Tiroid bezim büyümüş ve dolayısıyla TSH(tiroid stimulating hormon) seviyelerim yüksek. O yüzden kurtulamıyormuşum tamamen ödemlerden, üstelik benim zannettiğim gibi sadece eklemlerimde değil dokularımın altında da ödem varmış ultrasonla muayene esnasında çıktı ortaya. Şu sebepsiz şişkinlikler varya yani tüm kadınların dönem dönem şikayet ettiği, sebebi teşhis konmamış bir hipotiroidi vakası olabilir, nitekim bir arkadaşımda aynen bu şikayetten sonra bu teşhis kondu (henüz çocuğu yok). Hipotiroidi kadınların %7'sinde hamilelikten sonra görülürmüş, 1 ay civarı ortaya çıkar, bazılarında 4. ay civarı kendiliğinden düzelirmiş. Düzelse bile ilerleyen zamanlarda tekrarlama riski yüksekmiş stres ve diğer gebelikler sırasında veya sonrasında. Bu hormon dengesizliği insanda depresif ruh hali-sebepsiz ağlamalar, daha doğrusu fazla gel-gitli bir ruh haline sebep olurmuş, ondan sonracıııma sütün az üretilmesine sebep olurmuş, kilo verememeye sebep olduğunu biliyordum zaten. Bende tüm bu belirtiler had safhada var zaten, üstelik (süt haricinde) çok uzun zamandan beri. Hamilelik esnasında ortaya çıkarsa kalp çarpıntısı filan da yaparmış, ki bende çok ciddi böyle bir problem vardı hamilelikte üstelik tiroidime de bakılmıştı ama normal olduğu söylenmişti. Tahlil sonucuna tekrar baktım, internette yazan sınır değerlerine bakılırsa o zamandan varmış bende hipotiroidi ama o zaman kardiolog normal demişti, doğru değerlendiremediğine inanmak istemiyorum (skandal olur!), bir soracağım bakalım şimdi takip eden doktora. İşte böyle umarım tedavi olunca süt problemi de çözülür de ben de şu 'ohh memeler nerde mama orda' durumuna ulaşabilirim. Bu arada hipotiroid mipotiroid benim ayakcıklarım 38'den 37'ye düştü:) Kaldı 1 numaraaa:))) Onu da karbonatlı su içerek hızlandırmaya çalışıyorum bence işe yarayacak:)

Bir de sağ baldırımın dış tarafında bir acı hissediyordum elim kadar bir bölgede, bir yere çarpmışım da morarmış gibi ama morluk falan yoktu, onun da sebebi hamilelikte bacağımda biriken su sinir uçlarıma baskı yapıp zarar verniş, ben bunu duymanın şaşkınlığıyla 'kendiliğinden geçer mi' diye sormayı unuttum doktora o da birşey demedi, bir dahakine soracağım bakalım.

Kızımızın 2.ay aşıları yapıldı. Azıcık ağladı, kucağıma aldım konuştum avundu, sonra azıcık daha ağladı emzirdim uykuya daldı. Ebenin önerdiği ateş düşürücüyü aldık, thermoscan'inimizi elimize aldık nöbet tutmaya hazırdık ama hiç gerek kalmadı. Ateşi çıkmadı, ertesi güne kadar sadece karnı acıkınca uyandı emdi geri uyudu. Sandığımdan kolay oldu. Canım kızım benim. Umarım diğerleri de bçyle kolay geçer. Umut ettikçe mutlu insan, ne yapalım:))) Benim kızım 1 haftada 360 gr almış (gayet normal- ben şahesen mama veriyorum obez yapacağım çocuğu diye çok korkuyorum ama gerek yokmuş korkmama). Burada devam etmeden önce 'Maşallah' diyoruz:P

Kızımızın pasaportu da çıktı. Minnacık çocuğa vesikalık fotoğraf çektirdik çok komik:)) (şekil 1a) 5 yıl aynı pasaportu kullanacak aynı fotoğrafla! Çok komik! Saçma bir kural olmuş küçücük bebeğe pasaport ama napalım artık...Henüz resmi olarak BAE resident'ı değil ama bu hafta onu da halledeceğiz kısmetse. Gerçi büyük ihtimal geç kaldık, ceza ödememiz gerekecek ama malesef babişko yapabiliyor sadece- ne de olsa onun sponsorluğunda yaşıyoruz burada o olmadan resmi bir işlem yapmamız mümkün değil, onun da vakti olmadı.

                                                                
                                                                         Şekil 1a


Bu arada çocukla gezdikçe, gezebildikçe, dışarıda işlerimi hallettikçe anneliğe daha bir ısındım, hayatı daha kolay görmeye başladım. Bu beni inanılmaz rahatlatıyor zira ben ilk 40 gün, 'hayat böyle mi geçecek'  diye çok bunalıyordum ( 10.gün yakınlara yürüyüşe çıkmaya başlamamıza rağmen), neyse ki yavaş yavaş alışıyorum birlikte hareket etmeye:)

PiSi  : insanların konular hakkında algısı şaşırtıcı derecede nasıl da farklılık gösteriyor. Herkesin 'şikayet'ten anladığı ne kadar farklı:) Şu postsezeryan halimle yine olsa yine sezeryan olurdum diyorum, asla pişman değilim. 

18 Nisan 2011 Pazartesi

Büyüyoruz...





40 günü gecirdik çok şükür. Lohusalık bitti mi emin değilim ama.. hala ağlamaklıyım. Uyumayıp ağladığında çaresiz kaldığımda çok fena bunalıyorum napıcamı şaşırıyorum.
40 günde bir hikmet vardır dediler, bak göreceksin herşey düzene girecek dediler nasıl inandım ve fakat nasıl da hayal kırıklığına uğradım. Birşeyler değişti tabii, benim güzel güzel uyuyan güzelim uyumaz oldu. Hem ne uyumazlık. Gözlerde uyku yok faltaşı gibi açık. 6 haftalık bebek sabah 5'ten akşam 10'a kadar uyumaz mı? valla bitirdi bizi. Daha çok da annemi, kadıncağız ben dinleneyim diye kucağından indirmiyor zira gözlerini tek kapattığı yer orası. Bir de dün araba koltuğu içinde balkona koymak suretiyle uyutabildik. Efenim biz Dubai'nin gelişmekte olan bir mahallesinde yaşamaktayız, etrafımız inşaat dolu korkunç bir gürültüye maruz kalıyoruz. Biz rahatsız olduğumuzdan balkon kapısını açık tutamıyoruz bile ama ona o korkunç homurtu ninni gibi geliyor. İnanılmaz.
Bir de bugün ilk defa oyuncaklara tepki veriyor:)
Bir de bugün bezini 1 numaradan 2 numaraya değiştirdim.
Şimdi balkonda uyuyordu yine, uyandı ben onu bi alayım.

Bu satırları yazdığımda tarih 14 nisandı. O günden beri almışım bırakamamışım sanki:)

Yavrumuz artık bol bol gülümsüyor:) Oyun istiyor yani kıpırdayan birşeyler görmek istiyor gibi geliyor bize, biz de yapıyoruz bitakım numaralar işte:) Takip ediyor hareket eden şeyleri, bizi:) Ağlamaktan başka sesler de çıkarıyor artık:) Agu- ınga filan diyor:P Bazen de mart kedileri gibi sesler çıkarıyor çok komik:)

Dün doktora gittik ikimiz de. Ben süpermişim doktorum öyle dedi. Smear örneği ve kan aldılar bakalım gerçekten herşey yolunda mı. Yalnız eklemlerimde hala ödem hissediyorum özellikle dizlerimi hala bükemiyorum çok canım yanıyor. Ve ayaklarım hala 1-2 numara büyük ayakkabılarımı giyemiyorum. Bunları söylediğimde şimdiye kadar geçmeliydi dedi ve beni bir dahiliye uzmanına yönlendirdi, en kısa zamanda bir randevu alacağım. Kesiye yakın bölgem hala uyuşuk normal hissetmiyorum bu da normalmiş ve 1 yıl boyunc böyle hissedecekmişim çünkü ameliyat esnasında sinirler de kesiliyor tabii. Karın egzesizi yapmamamı, bisiklet yüzme gibi sporlara başlayabileceğimi söyledi. Diet yapma sütün azalır dedi ben de yüz buldum valla:D

Bebişe gelince maşallah o da 1 ayda 800gr almış (21.günde 3650 gr idi, 7. haftada 4750gr olmuş) boyu da uzamış kafası da büyümüş, refleksler yerinde herşey normal görünüyor. Günde en az 675 ml besin almalıymış ve gece en az 10 saat uyumalıymıs gündüz de 1-2 kısa uyku yapmalı imiş. Geçen haftaki performansı pek böyle değildi ama birkaç gündür fena değil gibi hala istediğim kadar çok uyuyup bana yeterli zaman bırakmıyor ama idare eder... D vitamini vermemişti doktor bize dün sordum %50 Aptamil alıyorsa gerek yok ama daha azsa günde 400IU almalı dedi. Bizim Aptamil takviyesi %20- 25 civarı o yüzden başlayacağız vitamine de, günde 15 dakika güneş ile birlikte.

Onun dışında anneannemizle geçen mutlu günler azalıyor yakında gidecek. Birkaç hafta yalnız kalacağız sonra büyük ihtimal birkaç haftalığına da babaannemiz gelecek böylece Pınar'ın saltanatı da mayıs sonu itibariyle tamamen bitmiş olacak sonra evim, eşim ve tabi ki bebişimle yalnız başıma ilgileneceğim bakalım nasıl olacak...Benimle kim ilgilenecek o kısım ise muğlak...

Havalar burda hala çok güzel gidiyor hala çok sıcaklaşmadı tadını çıkarmak lazım ama bebişin beslenme düzeni ve uyku düzeni diye birşey olmadığı için pek beceremiyoruz onu. Çok arıycaz bu şerbet havaları ama bakalım...Bu yıl da böyle napalım kolay değil bebek sahibi olmak:P

Bana benziyor yıvrım diye baya bi seviniyordum ama Onur'un bir fotoğrafını gördüm Allahım o ne, sanki kocamın bebekliği gelmiş ona bakıyorum bu kadar olamaz. Hayret ettim yani. Neyse değişir diyollar...

Bir de ciddi bir mastit problemim var. Geçen hafta 3. defa oldum ve kimsenin yapabileceği birşey yok çok acaip birşey. Annem gidince nolucak? İlk gün ateşli ve sıtmalı oluyorum yatmak zorunda kalıyorum, bebiş sefil oluyor:( Allah yardımcım olsun.Amin.

Önümüzdeki hafta 8 hafta doluyor, 2 ay aşılarını olacak Doramız:) Ne çabuk büyüyollar:P






29 Mart 2011 Salı

1 Aylık Olduk...

Günleri aralıksız sürekli yaşadığımız için zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Benim günlerim artık gece ve gündüzden değil 3 saatlik 8 parçadan oluşuyor:)

1 aylık bebek sahibi olmak tamamen size bağlı çok minik bir canlıya bakmak, onu canlı ve sağlıklı tutmak gibi görünüyor şöyle bir uzaktan bakınca. Amaaa yakından bakınca pek öyle değil tabi. Doğumdan önceki onca kaygı, onca korku, onca hesap gerçekten çöpe gidiyor. Bazen kendimden utanıyorum o kadar olumsuz düşünceden dolayı. Nasıl güzel nasıl tatlı birşey insanın yavrusu.

Gecelerin çok zor geçtiği oluyor, gazını çıkaramıyor bir türlü. 2 saatte bir emmek istiyor aralarda uyumuyor dikiyor ayağa anneyi. Geçen cuma gecesi ufak bir sinir krizi geçirdim malesef. O ağlıor ben ağlıyorum daha 2 saat önce 2 memeyi de tüketmişiz süt yok (evet hala sütüm yetmiyor onca şeye rağmen artmıyor bi türlü) , hadi meme vereyim en azından mama (bu Aptamil ne gıcık birşey ya nerdeyse 1 saat sürüyor hazırlığı) olana kadar oyalansın desem o kadar çok canım acıyor ki bu bir seçenek bile değil. Mahvoldum. Ertesi gün süt sağdım canımın acısından emziremedim. yetmeyince mama yaptık akşam da birkaç saatliğine bebişi annişe bırakıp birkaç saatliğine kaçtık. Deniz kenarında açık havada güzel bir yemek yiyelim kendimize gelelim dedim. Ihtiyacımın bu olduğunu sandım amaaa bebeği düşünmekten, kendimi suçlu hissetmekten hiçbir şeyden keyif alamadım.   Gidelim gidelim diye başının etini yedim bu sefer kocanın. Neyse kalktık geldik hemen aldım emzirdim yavruşumu da vicdan azabım dindi azıcık.

 Şimdi annem var bebeği emzirip uyutmaktan başka bir derdim yok. Gidince aç kalıcaz ondan korkuyorum. Bir düzeni yok ne zaman uyuyup uyanacağı belli değil ,bazen tuvalete bile giremiyorum annemin işi varsa.

Göbeğim hala tamamen gitmedi, ayaklarım 2 numara büyük hiçbir ayakkabım olmuyor. Ayaklar böyle kalırsa çok çok üzüleceğim. Güzelim ayakkabılarım boşa gidecek içim yanıyor. Göbek olayı zaten kopuk. Aynaya bakamıyorum içim daha çok yanıyor. Offf offff...

Emzirmekten özel bir zevk almıyorum tamamen yavrumun sağlığı için katlandığım birşey. Gerçi göğüslerim bu kadar acımasa belki farklı düşünürdüm ama cidden azaba dönüşebiliyor. Bakalım 1 yıl nasıl geçecek...

Bir de bizim kıza cicili bicili pembeli fırfırlı şeyler giydirince, erkek bebeğe kız kıyafeti giydirmişsin gibi komik oluyor. Bozuluyorum vala...

Bir tepki vermeye başlasa, şöyle bir gülümsese, bir de düzene girsek ne kaddar da süper olacak hayat.

17 Mart 2011 Perşembe

Son 18 Gün




Blogspot okunamıyor kendime gelince yeni adres alır yazarım falan filan derken bu zamana kadar yazmak gelmedi içimden, bir de tabii uykusuzluk, acemilik vs. bugüne kısmetmis artık bloga ilk adım.

Bugün itibariyla genel olarak iyiyiz. Hastaneden çıkıp eve geldikten sonra kilo kaybımız bir miktar daha devam etti, bu yüzden "ufak çapta" bir panik yaşadık ama şimdi alıyor kilosunu, rahatladık biraz. Başta sütüm yetmedi, göğüs uçlarım param parça oldu-hala öyleler gerçi- şimdi bazen yetiyor bazen yetmiyor yetmeyince Aptamil veriyorum. Ne yapayım. Sütüm artsın diye neler neler yapıyorum ama (çok bol su-sıvı, şişe şişe malt içeceği, fenugreek kapsül, bulgur pilavı, yeşillik, çikolata:P)...Belki oxitosinim düşüktür bu kadar olacaktır, daha fazla yıpratmayacağım kendimi.

Bir de mastit oldum.Antibiyotik kullanıyorum. Tıkanan nokta açılsın diye farklı biçimlerde emziriyorum. Benim tıkanan noktamın açılması için uygun pozisyon Rugby topu pozisyonu imiş. Yani bebişi ayak gövde kısmını sol kolumun altına sıkıştırıyorum sol göğsümü öyle veriyorum, o emerken de elimle hissettiğim tıkanıklığa hafif hafif masaj yapıyorum. Çünkü o tıkanıklığı yaratan bebeğin üst damağının o noktaya yaptığı baskı imiş, o yüzden pozisyon değiştirmek gerekiyor yani. 2 gün önce gece acile zor yetiştim bir yandan ateş bir yandan üşüme titreme, halsizlik ve korkunç göğüs ağrılarımla ama şimdi daha iyi çok şükür.

Uykusuzluk problemi oluyor tabii ama Allahtan annem burda da bebeği emzirmekten başka birşey düşünmüyorum yoksa bu süreci kendi başıma mümkün değil atlatamazdım.  Gerçi annemin bebek bakım becerileri 30 yıl öncesinde kalmasaymış daha iyiymiş ama Allahtan bizim kliniğin inanılmaz iyi bir ebe destek ekibi var acaip faydasını görüyoruz takıldığımız yerde arayıp soruyoruz, eve de gelip yardımcı oluyorlar müthiş bir hizmet. Keşke Türkiye'de de ebeleri böyle kullansa sistem. Herşeye bilimsel, mantıki yaklaşımları çok rahatlatıyor, güven veriyor.

Doğum hikayem bir önceki postta anlattığım gibi. İçimi en çok rahatlatan bebeğin kendi gelme vaktinde gelmiş olması, zamansız bir müdahele olmadı. Hem de suyum gelmesine rağmen en ufak bir sancı çekmedim. 3 saat sıramı sakin sakin bekledim.

Spinal anesteziyle doğurdum. Anesteziden kaynaklanan herhangi bir yanetki yaşamadım. Başağrısı, boyun tutulması vs. Allaha şükür. Ama kısa süre bir kaşıntı yaptı. Gerçi o kadar kaşıntıyı bende hamilelik de yapmıştı. Resmen kanatana kadar kaşındığım olmuştu hamilelikte de. Ama ilk 2 gün ameliyat ağrım cidden zordu. Bebeği emzirirken zorlandım bir miktar. Hastanede 4 gün kalınıyor burda sezeryandan sonra. Çok iyi oldu o, süper baktılar bize. Bir sürü şey anlattılar öğrettiler. Rahattık yani. Eve gelince sadece 1 gece yalnız kaldık, zira annemler o gece yola çıkacaklardı normal koşullarda. Tabii ağrılar devam etti, karnım hala kocamandı ve ameliyat bende ekstra şişlik de yaptı son dönemimdeki şişliğin üzerine hiç de pleasent bir his değildi.

Ama karnımın şişliği her geçen gün azalıyor. Ağrım falan da kalmadı. Şişlikler de gözle görülmeyecek kadar azaldı. Şu anda tam 10 kilom gitti geriye kaldı 10 kilo. Haydi bakalım hayırlısı...Ama eve geldiğimde sadece 4 kilo gitmişti, çok korkmuştum. Bir de yara izim sanırım korktuğum gibi çok kötü kalmayacak.

Özetle, ilk 2 gün ciddi zor sonraki 10 günü de orta derecede zor geçirmeyi göze alırsanız sezeryandan korkacak hiçbirşey yok.

Bebişim uyandı, acıkmıştır.Şimdilik bye.

Doramız Doğdu:)





Bu haftasonu “ikibaşımıza” geçirdiğimiz son haftasonu, eve birtek yatmaya gelinecek. Cuma sabahı önce parkta piknik kahvaltı yaparız sonra sinemaya gideriz hatta 2 film üstüste mi yapsak. Yarın da arkadaşları ararız birlikte birşeyler yaparız. Ha o seçtiğimiz fotoğrafları bastırıp çerçeveletmemiz lazım, bak bebeğe şapka da alalım unutmayalım sakın, bu hafta ben bir yere çıkmam artık, evdeki işleri halleder bebeğin odasını son haline sokar sakin sakin bebişimi beklerim.
Üç- beş parça çamaşır var onlar doğumdan sonraya kalmasın bu hafta yapıvereyim. Sonra evi şöyle bir süpürür silerim annemler gelicek hem temiz olur. Hastane çantasını son bir kontrol ederim eksik varsa tamamlarız nasıl olsa daha 1 hafta var. Onur’a hemşirelere vereceği kıyafetleri göstereyim ki bebek doğduğunda şaşırıp kalmasın. Hastaneye süt pompası götürmeye gerek var mı acaba? Bak onları da steril edeceğim unutmayayım…

Evet bunlar 25-26 Şubat tarihlerine denk gelen haftasonumuzda aklımdan geçenlerdi. Rahat rahat gezdik, yukarıda saydığım herşeyi haftaiçine bırakarak. Ne de olsa çift kişilik son haftasonumuzdui, ve kesinlikle boşa harcanmamalıydı. Diğer ayrıntıları ben nasıl olsa hallederdim doğumdan önce. Aynen dediğim gibi de geçirdik o haftasonunu, süperdi. Ama tabii birşeyi hesaba katmamışız bu kadar pervasızca gezip tozarken.

Dora Hanım’ın planları bizimkinden farklıymış!!! 27 şubat pazar sabahı sabah saat 07.50’de bunca yıldır izlediğim filmlerde defalarca duyduğum ‘suyum geldi’ lafını sarfetmek bana da nasip oldu! Evet küçük hanım bizim planladığımız gibi 5 martta değil 27 şubatta hayata gözlerini açmaya karar vermiş. Ve tabii ki onun dediği oldu…

Ben sanki 30 yıllık ömr-ü hayatımda bu anı bekliyormuşum gibi son derece sakin Onur’a seslendim, ‘Onur, suyum geldi’. Uykusundan uyanıp öyle bir bana dönüşü vardı ki belki de içgüdüsel olarak ‘kızım sakin olman lazım, bir tane telaşlı yeter’ dedi birşeyler. Önce hastaneyi arayıp haber verdim ki doktoruma haber versinler ameliyathaneyi hazırlasınlar vs., sonra giyindim ve elbise seçerken hastane çıkışımı bile düşünebiliyordumJ Sonra hastane çantasının başına gidip Onur’a bebeğe giydirmek için neler vereceğini anlattım, sonra birşey lazım olursa diye dolaptaki eşyaların yerlerini gösterdim, sonra fotoğraf makinasını, pilleri ve pil şarj aletini almasını hatırlattım, kol çantamın içini kontrol ettim ve yola çıktık. Tüm yol boyunca heyecanlı baba adayına doğum esnasını uzun uzun anlattım, hızlanmaya kalkınca ve hastaneye gidiş için tek yolda sabah trafiğine sıkıştığımızda defalarca sakin olmasını telkin ettim ve sinirlerim alınmış bir şekilde ameliyathane sırası bekleyeceğim odada yatağa uzandım.

Karı-koca, aile olmamıza saatler kala bu odada kah kıkırdayarak, kah yalnız olduğumuza içimiz burkularak 3 saat geçirdik. Önce O’nu üzerini değiştirmek için ameliyathaneye doğru aldılar. Birkaç dakika sonra ben de tıpış tıpış yürüyerek ameliyathaneye gittim ve bebeğimi kucaklayacağım masaya oturdum. Anestezi uzmanı, asistanı ve hemşireleri son derece sevimli 2 bey ve bir tonton hanım bana şakalar yapıp, Türkçe birkaç kelime anlamı sorup beni ameliyata hazırladılar. Belden aşağımı hissetmediğimden emin olunduktan sonra Onur ve doktor ameliyathaneye geldiler.

Doktorun gelmesinden sadece 5 dakika sonra tüm dünya bir anda değişti! Bir ağlama sesi odayı doldurdu ve benim gözümden akan 2 damla yaşla birlikte ben anne oldum.

Babamız elbette hemen beni bırakıp bebeğimizin yanına koştu. 9 ay boyunca teknik imkansızlıklardan bir türlü olaya tam dahil olamayan ve buna oldukça içerleyen babamız artık tüm maharetlerini göstermeye başlıyorduJ

O ana kadar hızla geçen zaman geçmek bilmedi, ben bebeğimi beklerken onlar sevişmeye başlamıştı bile. Hadiydi artık gelsindi bana da!

Ve küçük mucizemi getirip göğsümün üstüne koyduklarında artık ben eski ben değildim. Ben artık bir anneydim, üstelik de bir dünya güzelinin! Kapkara saçlı (babamız kel olduğundan niyeyse sanki saçsız bir bebek beklemişizJ), çekik mi çekik gözlü, tombik mi tombik bir pamuk prenses uzun yollardan uçtu geldi, göğsüme kondu ve beni anne yaptı. Nasıl da sustu, gözlerini kocaman açıp bana baktı o başını göğsüme ben elimi başına koyunca…

Sonra aldılar onu, pediatriste muayeneye götüreceğiz sonra yanınıza getireceğiz dediler. Aldılar.Sonra ben yoruldum, çok ama çok yoruldum. 9 ay geldi oturdu üzerime. 4 gün kalacağımız, aile olmaya adım atacağımız, birbirimize alışacağımız odaya götürdüler beni. Uzundu süre, yavrum gelemedi bir türlü. Bilmem ne kadar sonra getirdiler miniğimi. Açtı karıncığı doymak istiyordu, bana ihtiyacı vardı. Minik ağzını kuş yavrusu gibi açıp kapıyordu, meme istiyordu.

Geldi kondu kuşum göğsüme. Hop dedi tuttu annesini. Vuslat tamamlandı.

Minik bir çığlıkla, bir mucizeyle birlikte bir anne ve bir baba doğdu.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Son 3 yıl...


Biz ikimiz:)
Gezdik tozduk, konuştuk paylaştık, izledik gördük, okuduk yazdık, yedik içtik, gittik geldik, kavga ettik öpüştük barıştık.
Zaman nasıl geçti anlamadık.
Tam 10 gün sonra 3 kişi olacağız...
Bakalım neler olacak...

20 Şubat 2011 Pazar

iyibakici.com








Ortaokul- lise'de ayni siniftaydik Ozgun'le. O Istanbul'da universite okudu ben Ankara'da, facebook cikana kadar da birbirimizin ne yaptigindan haberdar degildik ama sonra o citipiti, guzelligine ve jilesinin cebince tasidigi kalp seklindeki aynasina duskun sempatik sinif arkadasimi evli, iki cocuk annesi olarak buldum:) Okudugu bolum ile alakasiz bir is olarak insan kaynaklari alaninda calismis ama cocugu olunca ara vermis, ulkemizin annelere saygili, bebegi koruyan calisma kosullarindan dolayi!

Simdi insan secme- yerlestirme konusundaki tecrubesini annelerin hizmetine sunmus durumda!
Benim simdilik ihtiyacim olmadi tabii ama cocugu olan herkesten dinledigim ve gozlemledigim kadariyla annelerin en buyuk problemlerinden biri en degerlilerine onlar kadar olmasa da yakin bir bakis acisiyla bakacak bilgili, tecrubeli, sefkatli ve elbette guvenilir bakicilar bulmak. Ozgun bakicilarla yasanabilecek cesitli problemleri kendisi de yasadiktan sonra bu konuda ipleri eline almaya karar vermis ve www.iyibakici.com 'u kurmus. Peki neden www.iyibakici.com, en basta bakicilari secim yontemleri bile bana guven verdi:


  • Bakıcı adayları ile şirketimizde yüz yüze görüşme ve mülakat aşaması
  • Kişisel bilgi kontrolü ve ayrıntılı Personel Dosyası oluşturma (Nüfus Cüzdanı, T.C. Kimlik, Aile Yapısı, Mezuniyet Bilgileri)
  • Sabıka Kaydı, Sağlık Raporu, İkametgah ve varsa eğitimini aldığı kurumların sertifika kontrolü
  • Referans Teyidi
  • Sahte referansı önlemek adına mümkün olan referanslar ile yüz yüze görüşme
  • Portföyümüze alınan bakıcı adaylarının ev yaşantısı ve aile yapısını bizzat tanıma
  • İş başı öncesi, bakıcılarımıza geçerli kurumlar tarafından verilecek İlkyardım Eğitimi
  • İsteyen ailelerimiz için rutin olarak müşteri temsilcimiz tarafından ev ziyareti yapılması ve bakıcı görev, sorumluluk, uyum kontrolü, ihtiyaç sorgulanması
  • 1 yıl ücretsiz hizmet garantisi ve bu süre içerisinde herhangi bir sebepten ötürü bakıcı değişikliğinde komisyonsuz olarak yeni bir personel temini
  • Bakıcılarımıza mesleki donanım ile iş başı yaptırma
    • 150 tariflik organik ve besleyici bebek ve çocuk yemekleri listesi
    • Çocuk oyunları föyleri
    • Kaliteli zaman geçirmeleri adına; el becerisi, zihinsel ve fiziksel gelişimi destekleyen yaratıcı çalışma teknikleri föyleri
    • Gerekli zamanlarda başvurmaları için Çocuk Hastalıkları-Çocuk Disiplini-Çocuk İletişimi konulu föyler
Sadece uzun sureli degil ayrica, gunluk, saatlik hizmetler de sunuyorlar. Uzun sureli, pahali oyun gruplari size hitap etmiyorsa istediginiz zaman ve gunlerde katilabileceginiz, yavrunuz arkadas edinirken sizin de kahvenizi yudumlayabileceginiz bir ortamda bu ihtiyaci da karsiliyorlar... E bir anne daha ne ister? Daha fazlasi icin www.iyibakici.com. Site o kadar kullanici dostu ki, aradiginiz herseye 'aramadan' ulasiyorsunuz.

Benim Turkiye'ye dondugumde adresim belli, "Ozgun bana iyi bir bakici bul" diye dayanacagim kapisina:))