Dora'nin Yolculugu

Lilypie First Birthday tickers

26 Ocak 2011 Çarşamba

Dubai Shopping Festival




Evet aylardir sadece ve sadece bebek icin suren alisveris maratonunu (evet resmen maratondu, el kadar birsey gelecek ne bitmez ihtiyaclari varmis.Hala da var birkac parca artik onlari babasina ihale edicem gitsin alsin.)dun kendi tarafima cevirdim. Nasil ozlemisim yeni kiyafetle dolu magaza kokusunu.

Hamile oldugumdan beri sadece birkac parca birseyi onu da sirf ihtiyactan cabuk cabuk alip cikmistim magazadan. Ki yani daha fazla kalmaya zaten insanin kalbi dayanmiyor. Hamile kiyafetlerinde ciddi devrim gerek. Zira zaten kendini cirkin hisseden hamile kisisine daha da cirkin hissettirmeye and icmis gibiler bu kiyafetleri tasarlayan kisiler. Gerci onlar da mi hakli acaba, bicimsiz bir vucut var elinde malzeme diye onde tasinan, giderek buyuyen bir karpuz giymis bir takim kadinlar var ve senin isin hem onde hem arka cenahta buyuyen kutleleri kumasla kaplamak. Pek eglenceli bir is olmasa gerek. Zaten ortaya cikan sonuclardan, bu isi yapan hic kimsenin isini severek yaptigini dusunmuyorum.

Bu alisveris cenneti ulkede de geldigimden beri, nasil olsa begensem de alamayacagim diye hicbir magazaya girip daha da fazla moralimi bozmak istemedigim icin, alisveris gudulerimi bebekten yana cevirmistim. Simdiyse zaman yaklasti, 1 ay kadar sonra tasidigim kutlenin bir kismi dunya uzerine cikacak, ben de eski kiyafetlerine sigamayacak ama hamile kiyafetlerini de reddecek bir kadin olarak, yeni cicilere yatirim yaptim. Maternity line'i olan magazalarda "yine" bu tipler inanilmaz cirkin oldugu icin ben de yakasi kolay acilan ama normal kiyafetler aldim. Bedenlerini de 1-2 beden yukarda tutunca emzirme ve bebegi kucagimdan indirip herhangi baska birsey yapamama donemimi gozu cok da tirmalamayan bir bicimde atlatacagimi umuyorum.

Su mevsimde Dubai gercekten yasanacak tek yer gibi gorunuyor insana. Daha once de soyledigim gibi hava inanilmaz tatli, bildigin limonata, nasil ferah. Sonra DSF (Dubai Shopping Festival) ve bu kapsamda diger etkinlikler... Walk'ta bir sahne kurulmus ve acikhava, ucretsiz jaz konserleri duzenlenmis (cok da ilgi goruyor), sadece magazalarda degil restaurantlarda, barlarda bile special offerlar sunuluyor. Sehir yilbasi zamaninda olmadigi kadar isikli ve hareketli. Korkunc buyuklukteki alisveris merkezlerinin herbir kosesinde farkli muzik dinletileri, dans gosterileri vs. yani tam bir festival yasiyor sehir. Bayildim Ocak ayinda Dubai'ye.

Bu sehir tam bir pazarlama basarisi. Aslinda uzaktan baktiginda koccaman bir santiyeden ibaret, dogal guzellik desen ince, beyaz kumlu, genis ve uzun plajindan ve guzel denizinden baska birsey yok ama herseyin "en" oldugu, yapildigi, bunun da bagira bagira anlatildigi, deniz mevsimi gecince, alisveris mevsiminin basla(til)digi, korfezdeki en liberal (dolayisiyla yasamanin en kolay oldugu) sonradan yapma sehir-devlet. Daha 5 yil once ziyarete gelenler su anki halini taniyamiyor sehrin, surekli "burada bu binalar yoktu coldu hep buralar" muhabbeti. Col kumundan yukselmis bir sehirde yasiyoruz. Kum mum adam sonradan yapmis pazarlayabiliyor, bizde dogustan var pazarlayamiyoruz. Petrol metrol meselesi falan da degil, bu emirlikte petrol falan yok. Vizyon ve dedikasyon meselesi.

Bir de bu milletin ne kadar kaba saba, insani inceliklerden yoksun oldugunu gordukce resmen kuduruyorum kiskancliktan. Biz niye yapamiyoruz?

24 Ocak 2011 Pazartesi

DUABI'DEN KIS MANZARALARI...


 Plajimizda gun bitirken... Bu kadar dalga birtek kishin goruluyor...


The Walk'ta acik pazar. Cok guzel tiril tiril elbiseler ve hasir cantalar var... Bu pazar kishin kuruluyor sadece.

Birkac gundur hic evde durmak canim istemiyor, kalkar kalkmaz ya kahvaltimi yapip ya da yapmayip kendimi direkt sokaga atiyorum. Hava o kadar nefis ki bu guzel havalari kapali mekanlarda gecirmek yazik geliyor cok.

Hava nefis derken nasil mesela 24 Ocak itibariyle... Ogle saatlerinde bulutsuz ortalama 24 derece. Aksam uzeri gunes ferini kaybedince hafif bir ruzgar cikiyor hafif bir urpertiyor ama o his de oyle tatli ki..Herkes disarida, herkes bizim mahallede:) Malum disarida oturulabilen, birarada bu kadar cok cafe/restaurant birtek bizim burada Dubai Marina'da var. Ince uzun bir canli bir yol; The Walk. Insanlar Dubai'nin dort bir yanindan gelip deli bir trafik yaratirken ben neden yurume mesafesinde kendimi eve hapsediyorum diye kizdim kendime, attim kendimi yollara. Bu hafta hergun disaridayim, oturuyorum bir yere, aliyorum kafesinsiz kahvemi basliyorum gelen geceni seyretmeye. Her renkten, her milletten, her meshrebden insan geciyor onumden. En cok da, kishtan kirilan Avrupa'dan kacip gelmis turistler ( onlari islak saclariyla plajdan gelmelerinden anliyorsunuz zira su ve hava denize girilecek kadar sicak degil bana ve komsularimiza gore, ama Ruslar ve Avrupalilar icin hala cennet gibi gorunuyor), bir de kadinlari ve erkekleri calismak zorunda olmayan Birlesik Arap Emirligi vatandaslari yani lokeller var manzaramda.

Lokalleri tanimaksa cok kolay. Kadinlar 2 parcadan olusan siyah bir ustluk giyiyorlar. Esarplarinin (Sheya) uclari ve uzerliklerinin kollari genellikle cok gosterisli isler ve/veya taslarla suslu abayalariyla hemen digerlerimizden ayriliyorlar. Erkeklerin lokal oldugu 2 sekilde anlasiliyor. Birincisi kiyafetleri. Erkekler de 2 parcadan olusan geleneksel bir kiyafet giyiyorlar. Parcalardan birincisi baslarina koyduklari beyaz bir ortu-gutra, bunu siyah kasnak gibi 2 halkayla baslarinin ustunde tutuyorlar. Kiyafetin ikinci parcasi ise yere kadar uzanan ama yere degmeyen beyaz elbise yani kandura. Hicbir lokal erkegin uzerinde herhangi bir yeri burusuk kandura goremezsiniz, gizemli bir sekilde gunun herhangi bir saatinde jilet gibi utuludur kanduralar. Kish aylarinda kanduralarin renkleri sadece beyaz olmaktan cikar ve gri, toprak rengi, kahverengi vs. gibi cesitli renklere de rastlanir. Erkeklerin lokal olduklarini anlamanin ikinci yolu ise belirli bir sakal trash bicimi. Bizim cember sakal dedigimiz sakallarinin kenarlari (yanak ve boyunun bulustugu en sag ve en sol) koseli trash ediliyor, ozellikle genclerde. Ama bu trashin ozel bir adi var mi bilmiyorum. Ayrica diger Korfez ulkeleri de benzer kiyafetler giyiyorar ama ulkeden ulkeye birtakim nuanslarla. Ornegin, Suudlarin Gutralari bizim poshu dedigimiz ortu cesidinin kirmizisi oluyor, ayrica Suud kadinlar yuzlerini de ortuyor ve onlar bizim carshaf dedigimiz sade siyah bir uzerlik giyiyorlar, BAE lokalleri ise yuzlerini ortmuyor.

Tabii bu cesit geleneksel kiyafetler giymek sart degil BAE'de. Bu konuda son derece liberal bir yer, ozellikle Dubai emirligi. Yani genc kizlari basi acik, veya tamamen abayasiz gormek de mumkun. Ama degismeyen tek birsey var. Abaya giysin, giymesin veya yarim giysin(basi acik ama uzerligi var) tum lokal kadinlar kollarinda tasarimci cantalari ve ayaklarinda tasarimci ayakkabilariyla geziyorlar. Babet bile giyiyor olsa ya Chanel'dir ya Prada ya da iste vs. Ama tum emirliklerde lokallerin yeri ayricalikli oldugundan, geleneksel kiyafetleri onlar icin bir statu sembolu ve buyuk bir cogunlugu bunu tercih ediyor. Lokallerin fotograflarinin izinsiz cekilmesi son derece saygisiz olarak degerlendirildiginden elimde belge yok.

O kadar ayricaliklilar ki, 8 aylik hamile, ayaklarinizin sisligi yuzunden zor yuruyor da olsaniz siz onlara yol vermek zorundasiniz. Ya da mesela pusetle bir kapidan gecmeniz gerekiyor ama sizden once bir lokal girdi kapidan asla kapiyi tutup size yardimci olmasini beklemeyin. Efendi olun siranizi bekleyin, once o gecsin sonra siz de kapiyi ayaginizla mi tutacaksiniz ne yapacaksiniz yapin oyle gecin! Hele hele bir lokalle kavgaya karismak falan-sakin ha! Sonuna kadar hakli olsaniz da aynen yutup uzaklasin yoksa sonunuz ya hapis ya da sinirdisi edilmek ona gore! Bir kere tum suc sende, sen burda olmasaydin burda olay falan cikmayacakti! Allah Allah!

Diger milletlerden genc kizlarimiz ise High Street markalarinin (Zara, Mango, Topshop vs.) marka elcileri gibi dolasiyorlar ortada. Vitrin gezmenize falan gerek yok, The Walk'ta herhangi bir cafeye oturun ve gelen gecen kizlari seyredin. Tum sonbahar-kish koleksiyonu onunuzde. Tabii 25 derecede giyilebilecek olanlar. Kurklu falan kiz pek yok ortada:) Hani bu yil cakma kurkler modaya ondan diyorum. Bununla beraber pek cok cizmeli kiz var. Herhalde moda dergilerinden ozeniyorlar cizmeli kombinlere ama ayaklari pismiyor mu bilmiyorum. Uzerinde askili t-shirt, short, ayaginda cizme...Ben hala parmak arasi terlikle gezerken bana biraz tuhaf geliyor:) Hatta s.ikinti basiyor...Ama ne yapacaksin genclik iste... Neyse tabii bu arkadaslarin da ustu basi high street olabilir ama cantalar illaki tasarim (ten renklerinden yine Korfez ulkelerinden birinin vatandasi olduklerini saniyorum)- 16 yasindaki bir genc kizin tasarim cantayla gezmesi de bana tuhaf geliyor ama yapacak birsey yok. 16 yasindaki erkek de Ferrai'de geziyor... Avrupalilarsa herzaman daha mutevazi her yonden,bu arada burada Turkler de Avrupali'dan sayiliyor:)

Ne olursa olsun hamileligimin son aylarini boyle kish koshullarinda terlikler, taytlarla hafif hafif  gecirmekten (bedenen olmasa da kiyafeten) son derece mutluyum.

Bir de su ara Dubai Shopping Festival (20 Ocak-20 Subat), heryerde deli gibi indirim var. Ben de vatandaslik olmasa da residentlik gorevimi yerine getireyim, ekonomiye bir katkim olsun diye yarin en sevdigim alisveris merkezine; Mall of the Emirates'e gidecegim. Gelismeleri bildiririm. Stay tuned!

Duabi'de kishin yasanir! Kis hic bitmesiiiinnn....

(Fotolar TimeOut Dubai'den)

16 Ocak 2011 Pazar

5 Yasinda Kiz Cocuguna Yapilan Muamele




Ben ne diyecegimi bilemiyorum. Cok acikli bir manzara. Bu "sahne anneleri"ne kim dur diyecek? Turkiye'de de bunlardan bir suru var biliyoruz, o kadar cocuk setlerde sersefil oluyor. Nereye kadar somurulecek bu cocuklar daha, hem de kendi anneleri tarafindan!
Allah sagduyu ve merhamet versin bu kadinlara.

13 Ocak 2011 Perşembe

Dua...



Edebiyat konusunda ahkam kesmek bana dusmez, ne edebiyat mezunuyum ne de eline geceni okuyan bir okur. Kendime de haksizlik etmemyeyim tabi de, kendimce okur yazarim diyelim, evet. Sevdigim yazarlar konusunda cok vefaliyimdir ama Elif Shafak yeni bir kitap cikardiysa ilk hafta alir yutarim, Murathan Mungan roman yazdiysa asla kacirmam, kucukken de Buket Uzuner'in s.iki takipcisiydim ama simdilerde takip etmiyorum. Bir de artik Ahmet Umit'im var, hastasi oldum.

Bir de sevdigim bir kitabi tekrar tekrar okuma huyum vardir. Ornegin Murathan Mungan'in Yuksek Topuklarini 4 defa okudum, gibi. Iste boyle sadik okur olunca beklentin yuksek oluyor yazarindan. Hep yeni birseyler bekliyorsun. Senin gormedigin yeni seyler gostersin, yeni seyler soylesin her defasinda. Peki mecburlar mi bunu yapmaya. Yazar dedigin sanatci bir insan, icinden ne geliyorsa, o an neyle doluysa, simdiye kadar nelerle doldurduysa cikinini o dokuluyor kaleminden. illa benim okumak istedigim seyi yazacak hali yok elbette. Ama iste cita yukselince bekliyor insan ister istemez. Ben su an Elif Shafak'la ilgili boyle hissediyorum. Ask'tan sonra 2 tane derleme kitabi cikardi. Okuduk tabii zevkle, ama zaten ben bu cumleleri daha once de okumustum, hissetmistim, alacagimi alip gerisini birakip devam etmistim. 

Ustelik de Ask bana gore en iyi romani degildi. Ama tabii Mevlana ve ogretisinin cekiciligi daha genis kitlelere ulastirdi Shafak'i cok da hos oldu ama Araf'tan, Bit Palas'tan, Mahrem'den, Baba ve Pic'ten sonra daha baska, daha yuksek, daha derin, daha deha cumleler bekliyordum. Olmadi. 

Acaba olan oldu mu, korktugu basina geldi mi? Bu kadin kuru bir agac govdesine elini dayayip, Allahim  yaraticiligimi, yazarligimi koreltecek herseyi al benden, kadinligimi gotur, kadinligimi bu kuru agac gibi kurut, yazarligim bende kalsin diye dua etmis ve dualari kabul gormus, bir sure reglleri durmus bir kadin. Kendini yazmaktan baska, yazilarindan baska bir bicimde tanimlamayi adeta reddediyor, baska bir hayati asla kabul etmiyor. Ama sonra ask galip geldi, evlendi, cocuk dogurdu(hem de 2 tane Allah bagislasin), 10 ay postpartum depresyonda kalmis olsa bile, o artik canindan can yaratmis bir kadin. Kadinligi, uretkenligi geri geldi ama yazarligi gitti mi? Ya da koreldi diyelim. Zira, gazetedeki kosesinde,  romanlarinda, derlemelerinde hep ayni konular, ayni cumleler, ayni bakis acisi. 

E o kadar gitmeler, ustelik bayramda ailesinden ayri kalmalar ne katiyor ona. Annelik hicbirsey katmadi mi, hicbir zaman bahsedilmiyor. Ben artik yeni Elif Shafak'in kendisini bize acmasini bekliyorum. Yoksa olmuyor, gitmiyor boyle. Yeni okurlarina yetiyordur belki ama tum kitaplarini ezbere bilen bir okur icin artik yetersiz Elif Shafak. 

Cok uzuluyorum cunku ben onu(o sakinligini, huznunu, bilgeligini), uslubunu, onun dille bu kadar ustaca oynamasini gercekten cok seviyorum. Beni hicbir zaman duymayacak biliyorum ama yine de dua gibi soyluyorum "Yeni cumleler gonder onun zihnine n'olur Allahim, hayalgucuyle yogursun, geceler boyu uykusuz kalip birakamayalim romanlarini". 

Mazoshist degilim, sevdim mi tam severim, sildim mi bir kalemde...:) 

Firarperest


Elif Shafak bende hep bir gitme istegi uyandiriyor. O'nun kitaplarini okurken kurtlaniyorum resmen, durtuyorlar. Gidebilme ihtimalin varsa cok motive edici tabii bu durum. O yuzden ornegin ogrenci olup da yurtdisindaki o programa gideyim mi gitmeyeyim mi, ya da calisirken yurtdisidan/ diger sehirden gelen is teklifini kabul edeyim mi etmeyeyim mi diye ikilemde kalan herkese karar verme surecinde Elif Shafak okumasini tavsiye ederim. Hatta romanlarindan birini okumasa da olur, HaberTurk'teki kosesinden rastgele sectigi bir yaziyi okuyabilir, zira yazdigi herseyde her firsatta gitmeyi kiskirtiyor. Cunku kendisi hep gidiyor, hic durmadan, zevkle, eminim her defasinda ic dunyasini katmerleyerek geri donuyor. Cok kiskaniyorum onu bildiginiz gibi degil. Nasil yapiyor, evli ve 2 kucuk cocuklu olmasina ragmen bunu becerebiliyor cidden anlamakta gucluk cekiyorum, HT'ten mail atsam cevap verir mi acaba? Yontemini ogrenmek istiyorum ben de. 

Havalimanlari da bende ayni istegi uyandiriyor. Ellerinde valizleriyle oradan oraya kosusturan insanlari, havalimanlarinin o hic durmaz hali, o gidilen yerde benim kacirdigim birsey var fikri beni inanilmaz derecede icine aliyor. Bu yuzden 3 yil boyunca yogun seyahatli islerde calisabildim sanirim, oyle ki valizimi yerine kaldirmaz bile, sadece icindekileri temiz ve utululeriyle degistirirdim o kadar. Hele evliligin ilk donemlerinde bu seyahatler kurtaricim olurdu, zira 1+1 bir dairede surekli didisme fikri cok yorucuydu, ben de bol bol giderdim. Diyarbakir, Urfa, Antep, Malatya, Elazig, dunyayi gezerdim:) En son havalimani ziyaretim gitmek icin degil misafirlerimizi ugurlamak icindi. Esime dedim ki " Havalimanlarinda hep gidesim geliyor" O da soyle cevap verdi "E hadi eve gidelim o zaman":))) Boylece gerceklige donmus oldum! 

Ote yandan son derece evcil bir insanimdir, severim yerlesik duzeni, rutini.Guvende hissederim kendimi bilindik sularda. Ama iste bu benim: hep celiski. Baglanmaktan korkardim, cok cabuk s.i.kilirdim ama deli gibi evlenmek istiyordum. Birseyi s.i.kilinca veyahut doydugumda birakabilme ozgurlugunu seviyorum ama ote yandan cocuk sahibi olmak da istiyordum. Bir yandan gorulmeyi farkedilmeyi istiyorum ama olunca da utandigimdan hemen ortamdan uzaklasmak istiyorum. Bu arada peynirle receli birlikte yemeyi de cok severim.

Su anda gitmis sayilirim aslinda o yuzden biraz gazim alindi bu konuda. 3 yil Istanbul'da resmen kapana kisilmis gibi hissediyordum artik kendimi. Cunku benim mezuniyet sonrasi hayalim gitmek uzerine kuruluydu, Avrupa'ya, ama olmadi denk gelmedi,kaldim Ankara'da. Bir sonraki kampuse gittim sadece:) Keske ona da gitmeseydim de kendi kampusumde kalsaydim dedim sonra. Bazen gitmek o kadar da hayirli gelmiyor. Avrupa filmlerini bu yuzden bu kadar cok seviyorum, gidemedigim yerlere goturdukleri, giremedigim hayatlara soktuklari icin beni. 

Ama simdi bebek geliyor ve doyunca vazgecemeyecegim ondan. Belki de hic doymayacagim bilmiyorum ki. Anne olmak konusunda bu kadar paniklememin sebebi bikinca, yorulunca, doyunca vazgecemeyecegim icin kesin. Bazen panik duzeyim o kadar yukseliyor ki dogduktan sonra kacma senaryolarinin icinde buluyorum kendimi. Bundan sonrasi depresyon heralde, dikkatli olmak lazim. 

Ama biliyorum ben sevince vazgecemem, yavrumun babasindan vazgecebildim mi? Biz minik bir aile olacagiz ve bundan sonra birlikte gidecegiz. Onumuzdeki yil icin gezi planlarina basladik bile. Biz cocukla birlikte hayati bitiren bir cifte donusmeyecegiz,onunla birlikte gorup, taniyacagiz, onun guvenligini tehlikeye atmadan ne istiyorsak yapacagiz birbirimize sozumuz var. Yasanacak guzel gunler, gorulecek guzel seyler var daha. Birlikte...

11 Ocak 2011 Salı

Iraz (Teyze)'ye Tesekkur:)


Iraz Teyzemiz (ya ben hic yakistiramiyorum sana teyze hitabini napicaz?) taa New York'ta bizi hatirlamis ve bu guzel bodyi gondermis. Irazcim tatli notun ve hediyen icin cok cok tesekkurler:) Hep saklayacagiz:)
Dora da belki bi New Yorker olur bekleyip goruciizz:) Yalniz body uzerindeki mesaj beni cok endiselendiriyor:)

Seni cok seviyorum. Kendine cok dikkat et.

10 Ocak 2011 Pazartesi

Bir hayalim vardi...



Saniyeler once okudugum bir haberle, benim Turkiye'ye dondugumde gerceklestirmek istedigim hayalimin bir baskasi tarafindan gerceklestirildigini ogrenmis bulunuyorum. Uzulsem mi sevinsem mi bilemedim. Bir kere kesinlikle bir bosluktu ve doldurulmasi gerekiyordu. Beni uzun uzun dusuncelere gark etmisti boyle bir seyin olmamasi.

Acaba olabilir mi, ilgi gorur mu, bence gorur, peki neden simdiye kadar yapilmadi, buyuk kitapevlerinin arasinda tutnabilir mi, belki de hic karli degil hatta akil kari degil, finansal istisareden sonra vazgecti herkes??? Yoksa simdiye kadar kimsenin aklina gelmemis olmasi mumkun degil!! Ama hersey kar mi? Bir cocugun hayatina dokunmaktan bahsediyoruz!! vs.vs.vs.

Derken ben ne olursa olsun, hayalimin pesinden gitmeye, Dubai'den dondugumde bir cocuk kitaplari kitabevi acmaya karar vermistim, ama siradan bir kitabevi olmayacakti. Okuma saatleri, anneleri uzmanlarla bulusturan programlar, cocuklar icin drama workshoplari vs. tam donanimli bir cocuk eglence dunyasi olacakti. (Hatta su Meg Ryan ve Tom Hanks'in oynadigi "You have Got Mail" filminde Meg Ryan'in sahibi oldugu cocuk kitabevinin (The Shop Around the Corner) Tom Hanks'in sahibi oldugu buyuk kitabevinin (Fox) mahalleye gelmesiyle kapanmak zorunda kaldigi film bile hayalimin rengini kacirmaya yetmemisti.)

Oraya gelen cocuklar okumayi, hayal etmeyi, diger cocuklarla eglenmeyi ogreneceklerdi. Kisiliklerini olusturmakta ufacik da olsa bir payimiz(biz buyuk ve sevecen bir ekip olacaktik, tum gozetmenler cok egitimli olacak, cocuklari sevecek ve hep gulumseyecekti) olacakti. Bize anne zoruyla degil kendileri gelmek isteyeceklerdi. Hatta anne-babalar alisveris yaparken cocuklara birkac saat bizim gozkulak olabilecegimiz bir hizmet de verecektik.

Istinye Park'ta Tirtil Kids Kitabevi acilmis. Gormedim ama eminim harika bir masal dunyasi olmustur. Lutfen cocuklarinizi istifade ettiriniz. Kitap okuma aliskanligi edinmeyen cocuklarin herhangi bir konuda basarili olabilecegine inanmiyorum.

Uzulmeyecegim hayalim yikildi diye yoksa cocukcagizlar 5 yil daha beklemek zorunda kalacakti boyle bir dunya icin:) Belki ben de dondugumde onlarla birlikte calisirim, hem kurulu duzen uzerine gitmis olurum, yeni fikirlerimi uygulamak daha kolay olur :D Cunku gercekten cok kafa yordum bu konuya. Paylasacagim cok sey var dunyayla :)

Heheyyt bekle beni showdunyasi gumbur gumbur gelecegim:)))

Bu arada online satislari da var www.tirtilkids.com .
(Foto siteden alinti)